Dijital Dünyada Analog bir İnsan olmak
Dijital Dünyada Analog bir İnsan olmak, Teknoloji dünyasında popüler bir tabir ve bu tabir gittikçe yaygınlaşıyor.Geçmişe özlem, nostaljik hissetmek gibi durumlar için kullanılan bu tabir olsa da aslında çok şey anlatmaktadır.Şayet Teknoloji gerçekten de doğanın yerini alırsa, insan davranışlarında büyük değişiklik olacaktır ve adaptasyonu hiç kolay olmayacaktır.Çünkü İnsan; Topraktan gelmiş, toprağa gidecektir.Medeniyet ilerledikçe, insanoğlu tembelleşmektedir ve insanlar için yüzyıllardan beri hareket etmek, vazgeçilmez birşeydir.
Dijital dünyanın acımasız yüzü, sahte yüzler ve sahte samimiyetler oluşturmaktadır.Bunun sonucunda da yalnızlık tercih edilmeye başlıyor. Çokluktan uzaklaşmak isteniyor doğal olarak. Bir diğer acımasız yönü ise insanları hazıra alıştıran dijital dünyanın insanların hayal gücünü kısıtladığı kaçınılmazdır.
Aslında Dijital İnsanları şöyle tanımlayıp ayırt edebiliriz;Post-Modernizmin getirdiği hazırcılık ve teknolojinin basitliği harmanlamış, artıları kadar eksilerini de yaşayan, ruberu(yüzyüze) insan ilişkilerinde kaçınan, insan ilişkilerinden beslenmek istemeyen, okumayı neredeyse vakit kaybı olarak gören insanları Dijital olarak niteleyebiliriz.
bu tanımı yeniyi kötülemek veya eskiyi yad edip güzelleştirmek amaçlı değildir, çünkü yaşlanmak ile pek alakası yoktur.
Analog İnsan Olmak ne demektir?
Analog insan biraz geçmişe özlemle anılsa da Teknolojiyi faydalı alanlarda kullanan, daha seçici,insan ilişkilerine önem veren, duygusal, duruşu olan, hazıra konmak yerine emek veren ve okumayı yücelten insan olarak görülmeli.
Dijitali reddedemeyiz, fakat bizi yönlendirmesine de izin veremeyiz. Dijital Çağın başında doğmuş biri olarak umarım toplum olarak Analog İnsan olmayı başarabiliriz, çünkü bu girdaba yakalanmak gerçekten insanlığı sorgulatacak şeylere yol açabilir.
Martin Roth'un ünlü müziği ile yazıma son vermek istiyorum.